1 Mart 2016 Salı

Film Kulübü #2


Özlemişim!Seni,yazmayı,buraları...
Ya neler oluyor bilmiyorum ama pek keyifsizim ne zamandır.Bu keyifsizliğime bir de gözümün alerjisi eklenince,doktor telefon,bilgisayar ikilisine sınır getirince günde 4-5 kere uğradığım,takip ettiğim her bloğun paylaşımını anında okuduğum bu siteye haftada bir zor girer oldum.
Ama sonunda hasretine dayanamadım ve işte!
Bu ay utanarak söylüyorum sadece dört film izleyebildim.Maalesef:(
Daha fazlasını cidden istedim ama düşünemedim-ah doktor!-
Ama yine de az olması hiç olmamasından iyidir,değil mi?
The Seven Year Itch/Yaz Bekarı
Bir kural:Manhattan'ta evin erkeği yaz gelince eşlerini ve çocuklarını güneşin tadını çıkarmaları için tatile gönderir.
Kendileri gitmez çünkü baba ailesinin refahı için yaz demeden çalışmalıdır.
Aslında...Her yaz olan "Yaz Çapkınlığı Günleri"aile ile tatilden daha çekicidir.
Ama Richard öyle bir erkek değildir,karısını aldatmayı aklından bile geçirmemiştir.
Tabii,üst kattaki seksi komşu ile tanışıncaya kadar...


Bu filmi mutlaka bilirsin,hani şu Marilyn'in meşhur etek havalanma sahnesinin olduğu film.
Ya böyle eski yapımları izleyince komedi bile izlesem bir duygulanıyorum.
Böyle ayrı bir yeri var bende 50'lilerin,60'ların...
-Bir de 70'ler ve 90'ların da neyse-
Yahu ne diyeyim
Billy Wilder çekmiş,başrole de Marliyn'i koymuş.Daha ne olsun yani?

Tam yazın izlemelik bir komedi.
Böyle karamelli dondurma eşliğinde...-ay,karnım guruldadı-
8/10

Coco Before Chanel/Coco, Chanel'den Önce
Öncelikle şu filmin adının çevirisiyle ilgili bir şeye değinmek istiyorum.
Şimdi bu "Coco Before Chanel"ya, bizimkiler bunu direkt çeviri yaptığı için "Coco Chanel'den Önce"yapmışlar ama mantıklı çeviri yaptığımızda "Chanel'den Önce Coco"oluyor.-Çünkü markayı kurmadan önceki yaşamını anlatıyor kraliçenin.-
Araya o yüzden virgül koydum yani.
Ya aslında sen bunu büyük ihtimalle direkt başlığı okuduğun anda anladın ama benim içime dert olmuştu,söyleyeyim dedim.Çünkü ben bu filmi birkaç yıl önce-Fox'ta ilk yayınlandığı zaman- Türkçe adıyla görmüştüm ve ilk herhalde Coco Chanel doğmadan önce,ailesinin yaşamını anlatıyor diye düşünmüştüm-Gülme!-Evet böyle aşırı bir saflık var bende.

Eveet!Yukarıda da bahsettiğim gibi film Coco'nun Chanel'i kurmadan önceki hayatını,Gabriel'liğini ve Coco oluşunu anlatıyor.
Ve Chanel'e sanırım bunu yapabilecek en uygun kişi, Audrey Tautou hayat veriyor.

Bu benim filmi ilk izleyişim değildi.
Çünkü cidden bir Chanel hayranıyım ben.Marjinalliği,feministliği,umursamazlığı,duruşuyla kendime örnek aldığım güçlü kadınlardan bir tanesidir benim Coco.

Genel olarak baktığımız zaman kesinlikle 10 üzerinden 8'i hak eden bir film.

Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain/Amélie Poulain'in Masalsı Kaderi-ama biz Amélie olarak biliyoruz-
Dosya:415px-Amelie poster.jpg

Amélie'nin kendi hayal dünyasında,yalnız başına geçen bir çocukluğu vardı.
Çünkü babasının ona gösterdiği en iyi temas;sağlık kontrolleri sırasında,kalbini dinlemek için gerçekleşiyordu ve bu küçük dokunuşlar Amélie'yi oldukça heyecanlandırıyordu.Bu zamanlarda artan kalp atışlarından dolayı babası onun kap hastası olduğunu düşündü.Ailesi bu yüzden onu diğer çocuklardan uzak büyüttü.
Annesi ise Amélie ile yaptıkları bir kilise ziyareti sonrası çatıdan atlayan bir kadının üzerine düşmesi ile ölmüştü.

Ve şimdi 22 yaşındaki Amélie'nin hayatı oldukça sıradandı.
Bir kafede çalışıyordu.Bir apartman dairesinde yalnız yaşıyordu.
Bir gün haberlerde Prenses Diana'nın öldüğünü gördü.
O an yaşadığı şaşkınlık elindeki şişenin kapağının yerde yuvarlanıp bir fayansa çarpmasına sebep oldu..Gevşemiş banyo fayansı yavaşça açıldı ve Amélie o kutuyu buldu...
Bir çocuğun yıllar önce saklamış olduğu "o değerli kutusu"
O gün kendine söz verdi.
Kutunun sahibini bulacak ve emanetini verecekti.
Bulamazsa...ah,peki böyle bir ihtimal yoktu.

Bu film ile ilgili kafam cidden çok karışık.
Bilmiyorum çok büyük umutlarla mı başladım ama ilk kırk dakika hiçbir şey yoktu.Elbette filmin en başından itibaren modern Paris hayatını alaya almaları takdire şayandı.
Ama o ilk kırk dakika gerçekten beklediğim o "bence herkesin izlemesi gereken,aşkı mükemmel anlatan tatlı film"olayını bulamadım.
Bir ara, otuzlu dakikalarda falan "Eee,hadi?"moduna girmiştim.
Ama belirtmeden geçemem ki sonu kesinlikle masalsı bitti.

Benim bu kadar hayal kırıklığına uğramam belki de çook büyük beklentiler içinde olmamdan kaynaklanıyordur,bilemiyorum.

My Fair Lady/Benim Güzel Meleğim

Eliza Doolittle,İngiltere'nin fakir semtlerinden birinde yaşayan,çiçekçilik yaparak geçimini sağlayan bir kızdır.-Kenar mahalle kızı yani-
Bir gün opera çıkışı dil bilimci Profesör Higgins bu hırçın kızı "Kraliyet balosunda diğer İngiliz leydilerin nereden geldiğini anlayamayacağı bir hanımefendiye dönüştürebileceğini"iddia eder.
O ve Albay Pickering bunun üzerine iddiaya girer.
İddiaya göre Eliza baloya kadar Higgins'in evinde kalacak,diksiyon kursları alacak ve bir hanımefendi nasıl olunur öğrenecektir.

Eğlenceli mi eğlenceli müzikal tadında bir komedi.
Oldukça klasik sayılabilecek bir film ama enerjik şarkıları,komik dansları ile izlettiriyor kendini.
Nasıl harika bir mahalle karısı olunur Audrey'den öğrenmiş olduk.Sonra nasıl bir leydiye dönüşürsün onu da öğrendik gerçi.
Audrey'in tabii ki de en iyi filmi değil.Ama izlenmesi gereken  bir filmi.Sonuçta sinema tarihindeki önemli zaferlerden kabul ediliyor.
Hem boru değil yani Audrey var.


4 yorum:

  1. Coco Before Chanel'i izlemedim içlerinde. Diğerlerinide de Amelie'yi geçen ay izlemiştim sevdim ama bayılmadım sanırım. Tarif edemedim yani filme karşı hislerimi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ne demek istediğini anladım,çünkü ben de benzer şeyler hissettim:)
      Coco Chanel'in hayatını merak ediyorsan ya da modaya ilgin varsa tavsiye ederim ben Coco Before Channel'i :)

      Sil
  2. Valla böyle film izleyenlere imreniyorum. Ben bi film izlerken bile Allah canımı alıyo sanki. Hiç sabredemiyorum. Sürekli sabit olmaya alışkın olmadığımdan mı neyse bir darlanma geliyor ki anlatamam. Bu postlara imrenerek bakıyorum. Okuduğum kitaplarının bazılarının filmleri çekilmiş oluyor onları bile lafta defalarca izliyorum ama inşallah bende azda olsa film izlemeyi öğrenmeliyim. Çünkü bu konuda inanılmaz cahilim :/ Bana yabancı oyuncuları sorsalar en bilinenleri bilee bilemem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni anlıyorum ben de hiç dizi izleyemem mesela ya da şu tv programlarını.Yani sanırım ben sürerliliği olan programları takip etmekte zorlanıyorum çok zor geliyor 150 dakika onu izlemek bir de olayın daha bitmediğini görmek:/Ama herhalde işten ötürü hiç sıkıntı çekmeden izlerim filmleri:)
      Bir de şu kitapları filmlere uyarlayınca kitapta tasvir edilenden tamamen uzaaak birini başrol yapanlar var ya Allah'ım çıldırıyorum!

      Sil

Yorumlar herkese açıktır-anonimler dahil!-Yani fikrini belirtmeyi unutma!Sana en kısa zamanda döneceğim:)

Tasarım:Sawako Kuronuma